Logo

Vamık D. Volkan, M.D., DLFAPA, FACPsa.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Prof. Dr. Vamık D. Volkan: En Büyük Avantajımız Emperyal Geçmişimizdir.
 
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın, Kürt açılımı için görüş aldığı ilk isimlerden olan
 dünyaca ünlü bilim adamı Prof. Dr. Vamık D. Volkan, AKŞAM'a çarpıcı açıklamalar yaptı.
 
 
Dr. Volkan'a göre; Türkiye bu meselede geç bile kaldı..
Bakan Beşir Atalay'la görüşmesinin ardından medyanın ilgi odağına yerleşen Dr. Volkan,
medya ile mesafeli tavrını bozdu ve AKŞAM'ı, KKTC'deki evinde aile toplantısından hemen önce kabul etti.  
 
 Haber Merkezi, Girne, KKTC.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
AKŞAM:                                           Bakan Atalay'la görüşmeniz çok ilgi çekti. Neler konuştunuz?
Vamık Volkan:
                                  Kimseye haber vermedim ama gazeteciler oradaydı, çıkışta fotoğraflar çekilince basına yansıdı. Sayın İçişleri Bakanı herkesle konuşuyor. Olayın psikolojik yönünü konuştuk. Başka ülkelerdeki tecrübelerimi, konuyla ilgili bildiklerimi anlattım. Benim Kürt meselesi üzerine özel bir çalışmam yok. Genel toplum psikolojisini göze almazsanız işler zorlaşır dedim. Toplumlar arasında çatışma çıktığında hemen toplum kimliği denen şey öne çıkıyor.

AKŞAM:                                           Nedir bu toplum kimliği meselesi?
V.V.:
                                                   Normal zamanlarda sokakta dolaşırken Türk bayrakları, Atatürk büstleri görürsünüz ama siz günlük hayatınızla meşgul olursunuz. Fakat büyük kimliğinize bir tokat atılırsa veyahut bir facia olursa hemen büyük kimliğinize sarılırsınız.
 
AKŞAM:                                          "Kimlik" hassas bir konu ve çok kolay radikalleşiyor. Bu konuşmalar ırkçılık tehlikesi doğurabilir mi?
V.V.:
                                                   Peygamber falan değilim bilemem ama en korkulacak şey bu. Üstelik yalnızca Türkiye'den gelen bir şey değil. Dışarıdan da manipüle edilir.
 
AKŞAM:                                           Etrafın bu ilgisi neden peki?
V.V.:
                                                   Bir imparatorluğu olan kişilerin büyük gurup kimliği ile imparatorluğu olmayan kişilerin büyük gurup kimliği arasında büyük fark var. Osmanlı İmparatorluğu çöktüğü zaman etrafındaki herkes doğal olarak düşmanı oldu. Arabından Ermenisine Yunanına herkes...
 
 
Türkiye bir bakıma parçalandı...
 

AKŞAM:                                            Emperyal mirasın bedelini mi bu?
V.V.:
                                                   Evet, buna karşılık siz başkalarına karşı ayırma ve aşağılama kullanmıyorsunuz! Bu acayip bir şey; Ruslarda da yoktu, Türkler de de yok. Kime karşı ırkçılık yap mışız ki? Ermenilere mi? Katiyen olmamıştır. Aşağıdaysan oluyor; çünkü onun kuvvetli günlerinde aşağılanıyorsun. Bir önemli nokta daha var, bu işlerde daima fantezi ve gerçek birbirine karışır. Dünyadaki Kürt vatandaşlarımız Ermenilerden örnek alıyor. Ermeniler Yahudilerin başına geleni aynı şekilde örnek aldılar ve bütün dünyaya kabul ettirdiler. Buna "pisişik gerçek" diyorum. Hem fantezi hem gerçek birbirine karışıyor ve yeni bir gerçek oluyor. Değiştirmek imkanı da yok. Ermeni sorunu böyle; ne yapsak ne etsek bununla uğraşacağız. Kürtlerle de böyle bir şey gelişirse başımıza büyük bir dert olacak. Etraftaki bazı devletler de bunları destekliyor; Fransa gibi... Bu nedenle çözmeliyiz. Fakat daha da önce insancıl nedenlerle çözmeliyiz. Maalesef şimdiden politika işe karıştı. Politikada bir gerçek ama politikanın üstünde bir açılımın önemi var.

                                                           Belki de emperyal miras kolaylık da getirir, benzer örneklerde yaşanan aşağılama biz de o kadar da güçlü değil... Bizim için çok daha kolay. Tabi ki, daha kolay çünkü birlikte yaşamışız, o dönemin mirası da ortadan kaybolmadı. Bunu çözünce başka bir Türkiye olacak.
 

AKŞAM:                                            Politakadan ayrı düşünebilir miyiz?
V.V.:
                                                   Yok imkanı yok. Ama canınıza tak demesi lazım işte o zaman mecbursunuz politikanın üstüne çıkmaya. Türkiye bu noktada. 40 bin kişi ölmüş sonu yok, kaç anne yavruları kaybetmiş...
 
AKŞAM:                                            Açılımın adı şimdiden tartışma konusu oldu; Kürt mü, demokratik mi?
V.V.:
                                                   Bu politika işte! Benim için hikaye önemli...  Bir şey yapılsın da ismi önemli değil yeter ki bu felaket dursun. Politika artık hayatın her alanında ve bu bütün dünyada böyle. Fakat Türkiye'de politik tartışmaları kişiselleştiriyorlar ve bu da durumu kötüleştiriyor.
 
AKŞAM:                                           Yani açılım baştan mı sakat doğdu?
V.V.:
                                                  Değil de engelleyen şeyler olabilir. Bu açılımı genişletmek, bütün bu ayrımları yumuşatmak için bir açılım yapmak gerek.
 
AKŞAM:                                          Atatürk'ü en ciddi analiz eden kişilerden birisiniz, "Ne mutlu Türküm diyene" sözü neden söylendi, ve bugün artık bu söz işlevini yitirdi mi?
V.V.:
                                                Tarihi olayları ve insanları yaşadıkları dönem içinde değerlendirmek lazım. Ne talihli bir millet ki Atatürk gibi biri geliyor ve bir mucize oluyor. Yoksa Ankara ve çevresinde küçücük bir ülke olacaktı belki de. O, onarıcı bir liderdi, yaptığı da ayrımcılık değildi. Bu yeni hudut içinde bir halkı heyecanlandırıyordu. İnkılapları sadece o yapmadı, Tanzimat'tan beri var ama kimse dine dokunmamış, bir tek dine dokunan Atatürk ama dini kullanmaya dokundu, yani tekkedeki 'çişini itikada göre oturarak yap' diyenlere dokundu. Laiklik getirdi. Tarih değişince de her şey değişti... Artık, 40 bin kişi öldükten sonra Kürt vatandaş daima Kürt olduğunu bilecek. Eskiye dönme imkanı yok. En iyisi eskiye en yakın barışçıl ve yine komşu olarak geçinmek mümkün olabilir. Zaten tek etnik grubun olduğu bir ülke artık yok.
 
AKŞAM:                                           Kürt cumhurbaşkanı da vekil de general de oldu, neden sorun bu noktaya geldi?
V.V.:
                                                 Çünkü Abdullah Öcalan bu işleri başlattı. Ama bunun sebebi de yine tarihi dönüm noktaları. Sömürgecilik Afrika'da bitince, etnik gruplar "biz kimiz?"n peşine düştü. Hindistan'da benzeri şeyler yaşandı. Sovyetler çökünce "biz kimiz?" bütün dünyada moda oldu. Dünya büyük bir gerileme içinde. Türk-Kürt meselesinin çok benzerinin yaşandığı Gürcistan'da 6,5 sene çalıştım. Her şey düzelmişti, Saakaşvili geldi, her şey bozuldu, liderlerin kimliği de çok önemli. Soğan gibi açtıkça altından başka bir şey çıkıyor. Yapılması gereken şey, ya öldürürsün ya konuşursun. Basit bir şey; konuştuğunda öldürmezsin.
 
AKŞAM:                                         Toplum bu konuşmaya hazır mı?
V.V.:
                                                 Ortamın hazırlanması gerekir. Bunu bir kazanç için değil, ulus için yapıyorsunuz. Bu konuşmalar en az 7 sene sürer.
 
 
Açılımın tam zamanı...  
 

AKŞAM:                                         Sizin Bakan Atalay'a da anlattığınız ağaç modeliniz 7 sene tezine dayanıyor değil mi? 
V.V.:
                                                Önce teşhis yapılmalı, yani kök. Ama ciddi bir teşhis yüzlerce psikanalitik mülakat yapıyorsunuz. Sonra toplumla konuşursunuz. Tedavi edeceğiniz süreçleri bulursunuz. Bu da bir ağacın gövdesi gibi yavaş yavaş büyür. Onlar konuşur, biz konuşmalarına yardım ederiz, aşağılamayı ortadan kaldırırız. Fantezileri gerçeklerden ayırmalarına yardım ederiz. Bu konuşmaların sonucunda öneriler ortaya çıkar. Bunlar da dallardır. Bu bir süreçtir ve böyle bir süreç Türkiye de gelişirse halk rahatlar. Aşağılanma yerine hürmete bırakınca işler daha kolaylaşır. Bu bir fikir. Bunun ikinci adımı henüz yok.
 
AKŞAM:                                         Başka etnik gruplar da benzeri açılımlarla gelecek mi peki?
V.V.:
                                                Diğerlerinde de facialar oldu ama bu çok değişik. 40 bin kişi öldü. Bununla ötekilerini karıştırmasınlar. Problem olmayan yeri kurcalamaya gerek yok. Türk-Kürt sorununa çare bulunursa herkes rahatlar. Bu bir felaket. Bazı arkadaşlar, baskı var filan diyor, bunlar nazik sözler ne baskıdır ne acıdır, bu aklının almayacağı bir felaket.
 
                                                        Açılım ne zaman açılırsa açılsın zamanıdır. Geç bile kaldık. Politika dışında düşünmek ve meseleyi yumuşatmak gerek. Yetkili biri, "siz erkeksiniz ve oturarak çiş yapacaksınız" derse bunun acayip bir şey olduğunu söylemek, büyüklere düşer. Onlar söylerse bunun yayılması önlenir ve halkta rahatlar. Politikaya girenler dini bırakmalı. Bu iki konuyu beraber çözmek gerekiyor. Bunlar zorlu konular ama Türkiye'ye dair ümitlerimiz var. Böyle şeyler bizi köstekliyor. Ben politikacı olmadığım için benim söylemem kolay. Politikacı olsam oy almak için bunları söylemem. Ne oya ihtiyacım nede başka bir şeye 76 yaşındayım ben. Mesele kimlik meselesi. Bunları yumuşatmak lazım.
 
                                                        Türkiye bir bakıma parçalandı... Türkiye'de bir konfüzyon yaratıldı. Dinciler laikçiler. Başka işimiz yokmuş gibi Türkiye bir bakıma parçalandı zaten. Sağlam bir durumumuz yok. PKK Türk Kürt işlerine bakmak daha kolay olurdu. Öteki parçalanmalar olmasa. O kadar uzağa gitmeyin onlar daima var. Atatürk'ten sonra bir kimlik geliştirdik bu kimlik modern bir kimlik. Halkın kimliği sarsıldı, buna demokrasi diyebilirsin. Şehirler büyüdü İstanbul 2 milyondu 15 milyon oldu. Köy şehirlere göç etti. Onlarda dedi ki Türkiye sosyal toplum bakımından değişti yeni gelenekler edindi. Bunların doğal şekilde gelişmesini beklemek  yerine politik nedenlerle din işe karıştı. Din aleyhine birşey söylemiyorum. Dini politikaya karıştırmak aleyhine söylüyorum. Her yerde dini politikaya karıştırdığınızda her şey karman çorman olur. Bunlar artarak yayılıyor, insanlar guruplaştı modern kalmak isteyenler, dinciler ve ortadakiler onlar para nerde diye bakanlar. Bu durumda başkalarıyla konuşmak çok zor. Benim önerim konuşunuz. Yavaş yavaş öneriler ortaya çıksın pat diye bir şey olmaz. Bir Türk birde Kürt ekibi olacak. Türk ekibinde kimler var? Dini kullananlar var ve laikler var. Onlar kendi aralarında sorun yaşayacaklar. İşte bu durum işleri çok zorlaştıracak. Yalnızca Kürt açılımı değil, yumuşatma açılımı yapılmalı.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
                                     
 
 
 
 
 
                                     
 
 
 
 
 
         
 
 
 
 
Copyright © Vamık D. Volkan and Özler Aykan 2007.
 
All rights reserved. 
 
 
Policies & Info / Accessibility / Sitemap / RSS / JSON
 Webmaster: Oa Publishing Co. 
Editor: Özler AYKAN
Last modified on: May 28, 2012