Logo

Vamık D. Volkan, M.D., DLFAPA, FACPsa.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Prof. Dr. Vamık Volkan:
Hayatlarımız varlıklarından hiç haberdar olmadıklarımızdan bile etkileniyor...
 
 
 
 
 
Geçtiğimiz gün, ünlü Psikanalist Vamık Volkan'ı yazı işleri müdürümüz Başaran Düzgün ile birlikte evinde ziyaret ettik.
 Kıbrıs'tan, dünyadan birçok konuyu, çok farklı yönleriyle konuştuk.
Özellikle Kıbrıs kimliği ve iki toplum ilişkilerindeki yeni dönem ile ilgili oldukça ilginç saptamaları var Vamık Volkan'ın.  
İlgiyle okuyacağınızı düşünüyorum. Bu sohbette, unutulan tek konu ise din tartışmalarıydı.
Tabii ki, espriler bir tarafa, tartışmalar bir tedirginliği de beraberinde getiriyor.
Dünyada din, önemli bir siyaset malzemesi. Yüzyıllar boyu, insanlar öldürülmüş, savaşlar çıkmış, insanların vicdanları kullanılmış.  
Vamık Volkan'ın espri yüklü son sözlerinden, ben etkilendim.
Vamık Volkan, belki hemen şimdi değil ama,
Türkiye'deki gelişmelerin seyrinin önemli oranda Kuzey Kıbrıs'ı ve buradaki alışkanlıkları da etkileyeceğini söylüyor...
 
 
 
Aysu Basri-Başaran Düzgün
 
 

Bu konuda belki de daha fazla gözleme ihtiyacımız var. Ama her şeyden önce, bu konuyu konuşmaya ihtiyacımız var. Çok değil, bundan daha birkaç yıl önce, çocuklarını Türkiye'ye üniversite eğitimi için gönderen aileler, onların çeşitli tarikatlara üye olduklarını, büyük bir üzüntü ile öğreniyorlardı. Şimdi benzer sorunların adresinin, daha da yakınlaşma ihtimalinden bahsediliyor. Üzerinde fazlasıyla düşünülmeye değer bir konu, bana göre.

Vamık Volkan ile gerçekleştirdiğimiz sohbette beni bu son cümleler yanında en fazla etkileyenler arasında, Kıbrıs ruhunu hiç törpülememiş bir insan olarak, Volkan'ın ülkede yaşanan çevre kirliliği ve çevre felaketi karşısındaki duyarlılığı ve tespitleri oldu.
 
Vamık Volkan, "Ben buraya her geldiğimde, etrafa baktıkça, iki gün ağlıyorum. Gerçekten gözlerimden yaşlar akıyor, ağlıyorum bu pisliği görünce" diyor. Ve sözlerine şu cümlerle devam ediyor: "Şahsi olaylar yükseldi. Toplumsal sorumluluk azaldı. Böylelikle toplumsal kimlik de geriledi. O yüzden kirletiyoruz". Psikiyatri dalında gerileme, önemli dönüm noktaları ya da travmaların ardından, bireyin kendini geliştirmemiş önceki aşamalara geri dönmesi olarak yorumlanabilir. Örneğin, çocukluğunu geride bırakıp tuvalet alışkanlığı edinmiş bir kişi, yaşadığı bir travma sonrasında, altını ıslatmaya başlayabilir. Ya da bir tedavi sürecinde, gelişme kaydetmesine rağmen, kişi yaşadığı bir şey yüzünden tekrar gelişme kaydetmemiş haline dönebilir.
 
Biz şüphesiz ki, önemli sıkıntılar yaşamış bir toplum olarak, bu alanda araştırılmaya değer bir toplum da olabiliriz. Tekrar kazandığımız birlikte kurtulmak, birlikte yaşamak ya da birlikte olmak duygularımızın, önemli ölçüde ortadan kalktığını fark ediyoruz. Ama çevre ile ilgili karşımızdaki son fotoğraf, uzun bir boş vermişliğin sonucu biraz da... Tek başımıza olduğumuz sanrısı belki de daha galip geliyor. Ama ne olursa olsun yoldaki boş bir şişeden, ya da piknik alanlarında unutulanlardan, biz de sorumluyuz. Çünkü, kirletmediklerimiz de etkiliyor bizi. Hayatlarımız varlıklarından hiç haberdar olmadıklarımızdan bile etkileniyor. Görünmez bir zincir gibi bağlıyız birbirimize. Halkalar yerinden oynayınca hissediyoruz, sadece bunu. Sürekli kirletilip, doğal kaynaklarını gün geçtikçe yitiren bu ülkede de kaybedilenlerin sonucunu, yine hep birlikte yaşayacağız. Önemli olan, hep birlikte kirletip kirletmemek değil ama, hep birlikte temizleyebilmek. Ve belki de daha da önemlisi hep birlikte olduğumuzu tekrar hatırlayabilmek. Sadece çevre ile ilgili değil her konuda biz ruhu ve bilincine ihtiyacımız var".
 
 
Aslında halimiz hiç de ağlanmayacak gibi değil.
Biz o kadar alıştık ki, ağlamıyoruz o alışkanlıktan dolayı belki ama,
kısa süre içinde, ağlamak için bile, oldukça geç olacağı, kesin!
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 
Copyright © Vamık D. Volkan and Özler Aykan 2007.
 
All rights reserved. 
 
 
Policies & Info / Accessibility / Sitemap / RSS / JSON
 Webmaster: Oa Publishing Co. 
Editor: Özler AYKAN
Last modified on: May 28, 2012