Logo

Vamık D. Volkan, M.D., DLFAPA, FACPsa.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Kıbrıslılar ve kuşlar…
 
  
Sami Özuslu
 
 
 
 
 
 
Başlığa bakıp hemen beni suçlamayın ‘ne alakası var’ diye…
Kıbrıs sorunu ve kuşları bağlantılandıran ben değilim çünkü.
Dünyaca ünlü Kıbrıslı Psiyatrist Prof. Dr. Vamık Volkan yaptı bu işi.
Kıbrıslı Türkler’in ‘kuş besleme’ alışkanlığının, Kıbrıs sorunundan kaynaklandığını tespit etti Vamık Hoca.
 “Kıbrıs’ın Kuşları” adını verdiği makalesi, orjinali ABD’de İngilizce olarak basılan
ve Türkçe’ye de çevrilen “Psikanaliz Yazıları” adlı kitabının bir bölümünü oluşturuyor.
 
 
 
 
 
Prof. Volkan’a göre Kıbrıslı Türkler özellikle 1964-68 döneminde müthiş bir ‘kuş besleme’ alışkanlığı ediniyor. Adaya gelişlerinde bizzat kendisinin ve başka psikaytrların gözlem ve araştırmalarına dayandırdığı savında, bu dönemde Kıbrıs Türk Toplumu’nun kapalı gettolarda yaşamak zorunda kalması ile kafeste kuş beslemesi arasında bir bağ var.
 
Özetle şu: Dört yıl boyunca bırakın yabancı ülkelerle, Kıbrıs içindeki diğer bölgelerle bile iletişimi ve ulaşımı kesilen Kıbrıslı Türkler, kendilerini ‘kapana kısılmış’ olarak algılıyor. Yaygın olarak kuş besleme alışkanlığı bu dönemde patlıyor. ‘Kafes’, kendi yaşadıkları gettoyu simgeliyor… ‘Kuş’ kendilerini, yani ‘kapana kısılmış’ Kıbrıslı Türkleri sembolize ediyor… ‘Kuşa bakan kendileri’ ise ‘bakıcı ve kurtarıcı’ olarak algıladıkları ‘Türkiye’yi temsil ediyor! Prof. Volkan, 1968 sonrasında kuş besleme alışkanlığının hissedilir şekilde azaldığına da işaret ediyor makalesinde… Ortaçağ’da, yani feodalizmin hüküm sürdüğü dönemde Avrupa’da da benzeri bir ‘kuş besleme alışkanlığı’ varmış. O dönemde toprağa bağlı yaşayan insanların hareket kabiliyeti kısıtlıydı. Hayatları büyük ölçüde aynı yerde geçiyordu. Başka yerlerde olup bitenleri bilemiyorlardı ve bu özlemlerini bilinçaltında ‘kuş besleyerek’ gideriyorlardı.
 
 
Kuşatma altında yaşayan Kıbrıslı Türkler gibi…
 
 

“Kıbrıs’ın kuşları” makalesinde başka dönemlere ait farklı gözlem ve çözümlemelere de yer veriyor Prof. Vamık Volkan… Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler’in yetiştiriliş, algılayış ve dünyaya bakış açılarındaki kimi farklılıklara dikkati çekiyor mesela…Kıbrıs sorunu gibi uluslararası bir politik soruna değişik bir pencereden bakıyorsunuz makaleyi okuyunca…

 

Vamık Volkan’ın bu makalesi yeni değil. Ama bu dönemde özellikle yeniden okuma ihtiyacı hissettim. Ortadoğu’daki savaşın şiddetlenmesi de etkili oldu kitabı yeniden elime almamda…  “Kıbrıs’ın Kuşları” da dahil olmak üzere bütün yazılarda savaşlara, çatışmalara dair çözümlemelere yer veriliyor çünkü… Örneğin Hitler’in ölüm kamplarından kurtulan Yahudiler’de görülen ‘kurtulma sendromu’ teorisi, savaşların nasıl ‘nesliden nesile taşınabilen psikolojik etkiler yarattığı’nı çok iyi anlatıyor! Yani siz savaş yaşamadıysanız bile, dedenizin cephede yaşadıkları sizin kişiliğinize etki edebiliyor. Bir bakıma savaş görmüş toplumlarda yeni doğan bebekler ‘ruhsal hasar’larla açıyorlar gözlerini dünyaya!

 

Hiç de hoş gelmiyor kulağa belki, ama “Kıbrıslıların çok da iyi bir ruh haline sahip olmadığı” sonucuna varmak pekala mümkün bu teoriye göre… Elbette milyonlarcası gaz odalarında öldürülmüş Yahudilerin de… Atom bombası yemiş Japonların da… Avrupa’nın son savaşçıları Boşnaklar ve Sırpların da… Diğer tüm savaş gören toplumların da…

 
Tarih kitapları savaşların ‘nedenlerini’ sıralarken “ekonomik, siyasal, stratejik, askeri, dini nedenler” gibi kelimeleri arka arkaya dizer… Kimi eski savaşlarda ‘aşk, kadın ve şarap’ın da etkili olduğu söylenir. ‘Sonuçları’ anlatılırken de hangi beylik, imparatorluk veya devletin hangi coğrafi bölgeleri ‘ele geçirdiği’, petrol veya maden yatağı olan yerlerin kimin kontrolüne geçtiği, savaşın sonucunda hangi tarafın yükseldiği, hangisinin düşüşe geçtiği yazılır. Tarih kitapları toplumların yaşadığı travmaları anlatmaz pek…
 
Şovenist amaçlarla kimi katliam ve kalleşlik öyküleri anlatılır sıklıkla, ama örneğin Kıbrıslı Türklerin kafeste kuş beslemek suretiyle ruhsal sıkıntılarını gidermeye çalıştıklarından dem vurulmaz hiç... Alman esir kamplarından hasbelkader kurtulabilmiş Yahudilerin aslında hiçbir zaman özgürlüğe alışamadığı, hep o kamp günlerindeymiş gibi acı çekerek yaşam sürdüğü ve diğerlerinin ölümünden kendilerini sorumlu tutup hayatlarını zindan ettikleri konuşulmaz pek… Savaştan çıkarı olanların işine gelmez bunlar çünkü… Ölen ölür… Kalan sağlar ise aslında ne yaşar, ne yaşamaz!..
 
 
Bu yazıyı iki yıl kadar önce kaleme almıştım. Kıbrıs sorunu bitmeden eskimeyecek galiba...
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Copyright © Vamık D. Volkan and Özler Aykan 2007.
 
All rights reserved. 
 
 
Policies & Info / Accessibility / Sitemap / RSS / JSON
 Webmaster: Oa Publishing Co. 
Editor: Özler AYKAN
Last modified on: May 28, 2012