Vamık D. Volkan, M.D., DLFAPA, FACPsa.

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 Prof. Dr. Vamık D. Volkan ve çarpıcı görüşleri...
 
 
 
 
Kamil Eşkaf Berki
 
 
 
 
Son günlerde Prof. Dr. Vamık D. Volkan'ın çalışmaları ön plana çıkmaya başladı.
Tempo Dergisi, Profesörün, Abdullah Öcalan'ın kişiliğindeki çocukluk döneminden kaynaklanan
 ve daha ziyade "silik baba" motifi ile ilintilendirdiği problemlerini psikanalitik açıdan
 ele alan, inceleyen, irdeleyen görüşlerini (bu haftaki sayısında) sayfalarına taşıdı.
Prof. Dr. Vamık D.Volkan'ın vardığı sonuçlar şöyle özetlenebilir:
 
 
 
  
 
Öcalan, annesi ile babası arasındaki durumu kabul edemediği için sürekli huzursuz bir çocukluk, ergenlik ve daha sonra kozmopolit bir üniversite hayatı geçirmiş (A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi ) oluyor. Evde anne "başat", baba "silik" durduğundan, geleneksel olana uymayan bu durumu Öcalan bir türlü kabullenememiş. Lise yıllarında Kahire'ye  gidip El-Ezher'de İslam Bilimleri tahsil etmek tahayyülünde olan genç, aile-içi çatışkılar sonucu bu duyarlığından, deyimimiz yerindeyse, ayrı düşmüş Ankara Siyasla'da  da babası ile paylaştığı dinî duyarlıktan çok kısa bir sürede sıyrıldığını, tam aksi istikamette, sol ideolojiye doğru gittiğini, daha doğrusu kendisini eylemlerin içinde bulduğunu tesbit ediyor Prof. Dr. Vamık Volkan. Ve oldukça farklı bir nihai yorum getiriyor. O da, baba problematiği karşısında, annesine benliğinin merkezinde yer verdiğini, onu "babaya karşı olmaktan", Kürtlüğe karşıt olmaya kaydırdığını, Öcalan'ın derdinin Türklerle olmaktan çok, Kürtlükle bulunduğunu ileri sürüyor. Prof. Dr. Volkan, bu çalışmayı, Öcalan ile Yalçın Küçük'ün yaptıkları ve 400 sayfayı aşkın bir kitap halinde yayınlanan, Öcalan'ın itiraf ve içdöküşlerine dayanarak gerçekleştirmiş.
 
(Dünkü Zaman'da da Nuriye Akman'a verdiği  verdiği röportaj yayınlandı, Akman'ın haftalık sayfasında).
 
Çoğumuz Prof. Dr. Vamık Volkan'ın adını belki duymamıştır. Duymuş olanlar olanlar da belki Kıbrıslı olduğunu bilmez. Ben de yeni biliyorum. Ben Anadolu'nun Kıbrıs Türklerinin  entellektüel kapasitesinin hiç mi hiç farkında olmadığını gençlik yıllarından beri düşünürüm. 1966'da Cebeci Parkı'nda elinde şemsiye Kıbrıs Müslümanlarının her an uğrayabilecekleri katliamı boyun damarı şişmiş, haber veren Rauf Denktaş, sorumluluk duygusunun toplumsallaştırdığı bir aşkla anlatıyordu. Bu  beni etkilemişti. O yıllarda, Kıbrıs herkesin öz davasıydı. Farkındaysanız: Son yıllarda kimseciklerin ağzına almadığı, "Soydaşlarımız" o yıllarda ağızlardan düşmezdi.
 
Prof. Dr. Vamık Volkan, diyor ki: "Kıbrıs'ta otuz sene önce ne olduğunu bilmiyor bunlar. Şoka girdim önce. Ondan sonra aklım başıma gelince bunun öyle olması bende sürpriz yaratmadı. 1956'da Ankara Tıp Fakültesi'nden  mezun oldum. O günlerde Türk  tâbiyetine geçemezdim. Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs'tan kaçmalarını önlemek için kanun geçmişti. Bu olmadığı içim Amerika'ya gittim".
 
Bu sütuna sığmayacak yoğun görüşleri var. Kitapları okunursa insanlar için yararlı olur, kendini geliştirmek isteyen kimseler için iyi kitaplar. Tabii, tam çakışan fikir olmaz. Ama okumak, tanımak ve dik durmayı sağlayan bir nimettir.
 
Kıbrıs: Savaş ve Uyum: Everest Yayınları.
 
 
 
 
 
 
 

Copyright © Vamık D. Volkan and Özler Aykan 2007.
 
All rights reserved.
 
 
 
Policies & Info / Accessibility / Sitemap / RSS / JSON
 Webmaster: Oa Publishing Co. 
Editor: Ö–zler AYKAN
Last modified on: Apr 20, 2016